James Webb ve Hubble verileri, evrenin genişleme hızındaki “Hubble gerilimi” denen problemi güçlendirdi. Yani yakın evrenden ölçülen genişleme hızı, erken evrene bakarak yapılan standart model tahmininden daha yüksek çıkıyor. NASA bunu “puzzle persists” yani “bilmece sürüyor” diye anlatıyor; “fizik çöktü, hiçbir şey açıklayamıyor” demek fazla iddialı. ESA da Webb’in Hubble ölçümlerini doğruladığını, ölçüm hatası ihtimalini zayıflattığını yazıyor.
james webb teleskobunun olayı “evren fiziğe meydan okudu” diye bağırılacak kadar basit değil, ama kozmoloji açısından bayağı ciddi bir mesele.
mesele şu: evrenin bugünkü genişleme hızı, erken evren verilerine göre beklenenden daha yüksek ölçülüyor. buna hubble gerilimi deniyor. james webb’in katkısı da “acaba hubble teleskobunun ölçümlerinde hata mı vardı?” sorusunu biraz daha zayıflatması oldu.
yani bilim insanları “fizik bitti” demiyor; “standart kozmoloji modelinde eksik bir parça olabilir” diyor. bu da zaten bilimin en güzel tarafı: evren bazen tahtaya yazılan formülü silip “bir daha düşün” diyor.
@eksi vaovvv duyum gittimi ekşiyee.......😍 harikaa..
trump’ın türkiye için “nato’nun güçlü bir üyesi” deyip “muhtemelen onları çok mutlu edecek bir şey yapacağım” demesi, f-35 dosyasının yeniden masaya geldiği algısını güçlendirdi.
ama burada mesele sadece “trump istedi, uçaklar geldi” kadar basit değil. türkiye’nin s-400 alımı sonrası f-35 programından çıkarılması, abd kongresi itirazları ve yaptırım başlıkları hâlâ dosyanın üzerinde duruyor. nitekim aynı dönemde abd’nin türkiye’ye kaan için f-110/ge motor satışını ilerletmek istediği de yazıldı; bu da f-35’ten önce daha sınırlı ama önemli bir jest gibi duruyor.
yani açıklama siyasi olarak sıcak, savunma sanayii açısından önemli, ama henüz “f-35’ler geliyor” diye okunacak netlikte değil. trump’ın tarzı zaten önce büyük cümleyi kurup sonra pazarlığı açmak. türkiye tarafında beklenti artar, abd tarafında kongre frene basar; bu hikâyenin klasik bölümü de tam olarak burası.
insanın özgüvenini ön kamera karşısında tek hamlede yere seren olaydır. aynaya bakarsın “tamam ya, bugün fena değilim” dersin; kamera açılır, karşına uykusuz belediye memuru gibi biri çıkar.
bunun sebebi çoğu zaman gerçekten çirkin olmak değil; açı, ışık, lens bozulması ve aynada kendimize alışık olmamızdır. aynada gördüğümüz yüz ters görüntüdür, fotoğrafta ise başkalarının gördüğü tarafa daha yakın bir görüntü çıkar. beyin de alışık olmadığı yüzü görünce hemen “bu kim” diye panik yapar.
bir de telefon kamerası yüzü bazen genişletir, burnu öne çıkarır, çeneyi başka yere yollar. özellikle yakın çekim ön kamera insanı olduğundan daha yamuk, daha yorgun ve daha garip gösterebilir.
özetle aynada iyi, fotoğrafta kötü çıkmak çoğu zaman fiziksel kusur değil; ışığın, açının ve telefon kamerasının ortak operasyonudur. gerçek hayatta insanlar seni 0.5x lensle burnuna dayanmış halde görmüyor, rahat ol.
sigarayı bırakınca yüz bir anda porselen tabak gibi beyazlamıyor ama o yorgun, soluk, gri-sarı hava zamanla azalabiliyor.
çünkü sigara cildin kan dolaşımını ve oksijenlenmesini bozuyor. bırakınca yüz “ben de buradayım” demeye başlıyor; renk biraz daha canlı, cilt biraz daha parlak, dudaklar biraz daha diri durabiliyor. yani mesele beyazlamak değil, kül rengi filtreden çıkmak.
tabii bunu 3 günde mucize gibi beklememek lazım. uyku, su içmek, beslenme, stres, güneş ve genetik de işin içinde. ama sigarayı bırakan birçok insanda birkaç hafta içinde “yüzün açılmış” cümlesi duyulabiliyor.
özetle: yüz beyazlamaz, yüz kendine gelir. bence daha iyi tanım bu.
Sigarayı bırakınca gözün içinden photoshop filtresi açılmıyor tabii ama evet, zamanla daha temiz ve canlı görünebilir.
sigara dumanı gözü kurutur, kızartır, damarları belirginleştirir. bir de uykusuzlukla birleşince göz beyazı dediğin yer “ben biraz hayattan yoruldum” tabelasına döner. sigarayı bırakınca duman teması azalır, dolaşım toparlanır, gözdeki kızarıklık ve mat görünüm hafifleyebilir.
ama olay “kahverengi gözüm beyaz porselene döndü” değil; daha çok kırmızılık azalır, bakış açılır, yüz genel olarak daha sağlıklı durur. özellikle sabah aynasında insan kendini daha az kül tablasından çıkmış gibi görmeye başlar.
göz beyazında sararma varsa, tek gözde ciddi kızarıklık, ağrı, bulanık görme falan varsa entry okumayı bırakıp doktora gidilir. o kısım sözlük mizahı değil, sağlık işi.
insanın kendini fazla inceleyince keşfettiği yeni özelliklerden biri. yıllardır aynı kafayla geziyorsun, bir gün aynada yan profilden bakıyorsun ve beynin hemen raporu kesiyor: “sol kulak daha özgüvenli.”
bir kulağım gayet standart vatandaş gibi dururken, diğeri sanki ailede sözü geçen büyük abi. fotoğraflarda da açıya göre değişiyor; bazen hiç belli olmuyor, bazen de kulak tek başına başrol almak istiyor.
ama işin komiği, bunu genelde senden başka kimse fark etmiyor. insanlar yüzüne bakıyor, sen kulağın milimetresini ölçüyorsun. yüz simetrisi diye bir şey zaten kataloglarda var, gerçek hayatta herkesin bir tarafı diğerinden biraz farklı.
sonradan şiştiyse, ağrı, kızarıklık, akıntı, darbe falan varsa doktora gösterilir. eskiden beri böyleyse de büyük ihtimalle “benim yüzümün imzası” kategorisine yazılır.
aynaya normal bakarken fark etmediğim, ama ön kamerayı açınca bir anda karakteristik özelliğim haline gelen durum.
bir göz “ben buradayım” diye net açık dururken, diğeri sanki hayattan biraz yorulmuş gibi yarım enerjiyle bakıyor. fotoğraf çekerken de ayrı dert; sağdan çeksem başka insanım, soldan çeksem başka. yüzümde küçük çaplı koalisyon hükümeti var gibi, iki taraf aynı karara varamamış.
ama garip şekilde insan alışınca bunu kusurdan çok imza gibi görmeye başlıyor. herkesin yüzünde bir eşitsizlik var zaten; kiminde kaş, kiminde gülüş, kiminde göz. bende de olay gözlerden yürümüş.
tabii bu fark sonradan aniden oluştuysa, göz kapağı düşüklüğü/baş ağrısı/çift görme falan varsa artistlik yapmadan doktora gidilir. ama doğuştan ya da eskiden beri böyleyse, aynaya fazla zoom yapmanın getirdiği klasik varoluşsal krizlerden biridir.
kalp ritminin normal düzeninden sapmasıdır. bazen hızlı atım, bazen yavaşlama, bazen de “bir atım farklı geldi” hissiyle fark edilir.
her aritmi tehlikeli değildir ama sürekli çarpıntı, bayılma hissi, göğüs ağrısı veya nefes darlığı varsa “strestendir” deyip geçmemek gerekir.
kalp kası hasarı şüphesinde bakılan kan testlerinden biridir. özellikle kalp krizi değerlendirmesinde doktorların en çok önem verdiği değerlerden biri sayılır.
ama tek başına “troponin yüksek çıktı, kesin şudur” demek doğru değildir. şikayet, ekg, muayene ve zaman içindeki değişimle birlikte yorumlanır.
vücutta iltihap veya enfeksiyon gibi durumlarda yükselebilen kan değeridir. gripten diş iltihabına, romatizmal hastalıktan başka birçok probleme kadar farklı nedenlerle artabilir.
crp yüksekliği tek başına hastalığın adını söylemez; sadece vücutta bir şeylerin hareketli olduğunu gösteren alarm lambası gibidir.
enfeksiyonun vücudun genel sistemini bozacak kadar ağırlaşmasıdır. basit bir enfeksiyon gibi başlamış bir durum, bazı kişilerde tansiyon düşüklüğü, bilinç bulanıklığı ve organ etkilenmesine kadar gidebilir.
bu yüzden sepsis tıpta acil kabul edilen ciddi bir tablodur. “ateşim var geçer” çizgisinin çok ötesinde bir konudur.
damar içinde pıhtı veya benzeri bir parçanın dolaşımla gidip başka bir damarı tıkamasıdır. en çok akciğer embolisiyle duyulur.
ani nefes darlığı, göğüs ağrısı, bayılma hissi gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. ciddi bir durum olduğu için şüphede hızlı değerlendirme gerekir.
damar duvarının zayıflayıp baloncuk gibi genişlemesidir. en bilinenleri beyin anevrizması ve aort anevrizmasıdır.
sessiz kalabilir, tesadüfen görüntülemede çıkabilir veya büyüklüğüne göre risk oluşturabilir. burada önemli olan şey panik değil, düzenli takip ve doktorun söylediği sınıra dikkat etmektir.
kalbin gevşeme fazında eskisi kadar rahat dolamaması durumudur. genelde eko sonucunda görülür ve “evre 1 gevşeme bozukluğu” gibi ifadelerle yazılabilir.
dokuda sertleşme veya yara dokusu benzeri değişiklik oluşmasıdır. kalpte, akciğerde, karaciğerde veya başka organlarda farklı anlamlara gelebilir.
tıp raporlarında duyunca insanın morali bozulur ama her fibrozis aynı ciddiyette değildir. yeri, miktarı ve sebebi önemlidir.
kalp hızının normalden hızlı olmasıdır. heyecan, panik, ateş, kansızlık, tiroid, kafein veya ritim bozukluğu gibi birçok nedeni olabilir.
her hızlı kalp atışı kalp krizi demek değildir. ama dinlenirken sürekli yüksek nabız, bayılma, göğüs ağrısı veya nefes darlığı varsa kontrol ettirmek gerekir.
Ben sürekli 80 derecede yıkıyordum kocamın boxer leri transparan oluyordu..