pazar akşamı saat 21:00'de hafiften yoklamaya başlayan, gece yarısı yatakta sağa sola dönerken zirve yapan ve sabah alarmı çaldığında insanı hayattan bezdiren o kadim, o değişmez beyaz yaka/memur sendromu.
yahu gerçekten çok merak ediyorum; şu hayatta pazar gecesi yatağa kafasını koyup 'oh be yarın pazartesi, sabah olsa da hevesle, neşeyle işe gitsem, masama otursam' diye sabırsızlanan, uykusu kaçan tek bir canlı var mıdır bu memlekette? varsa o yüksek motivasyonun sırrını acil mesaj kutuma bıraksın, zira kronik pazar depresyonu bünyeyi maffetti.
@Burçigin Ben cuma gecesi bile yastığı kafama koyup oh be yarın cumartesi, acaba neli makarna yapıcam, kaç makine çamaşır yıkicam diye heyecanlanmıyorum😅
ben kadınların sahiden doğurduğuna toprağın sürüldüğüne ve sendromsuz bir pazartesiye inanmıyorum. kendi emeğin, ritmin ve maksadın üzerinde söz sahibi değilsen pazartesi yalnızca malumun ilanı oluyor.
kendi işini yapmak çare olur sanılıyor doğrudan bir çare diyemeyiz zira kendi işinde de borç, müşteri, mesuliyet ve belirsizlik varsa insan pazar akşamı yine iç sıkıntısıyla karşılaşabilir. asıl mesele işin kime ait olduğundan ziyade, insanın yaptığı iş üzerinde irade sahibi olup olmaması zannediyorum.
yani sendromsuz pazartesi mümkündür fakat biraz efsanevi bir mahluktur ve nadir görülür.