pazar akşamı saat 21:00'de hafiften yoklamaya başlayan, gece yarısı yatakta sağa sola dönerken zirve yapan ve sabah alarmı çaldığında insanı hayattan bezdiren o kadim, o değişmez beyaz yaka/memur sendromu.
yahu gerçekten çok merak ediyorum; şu hayatta pazar gecesi yatağa kafasını koyup 'oh be yarın pazartesi, sabah olsa da hevesle, neşeyle işe gitsem, masama otursam' diye sabırsızlanan, uykusu kaçan tek bir canlı var mıdır bu memlekette? varsa o yüksek motivasyonun sırrını acil mesaj kutuma bıraksın, zira kronik pazar depresyonu bünyeyi maffetti.
@Burçigin Ben cuma gecesi bile yastığı kafama koyup oh be yarın cumartesi, acaba neli makarna yapıcam, kaç makine çamaşır yıkicam diye heyecanlanmıyorum😅
bir işi yapana kadar içinde ve kafanda sıkıntı olurda o işe başlayınca bişi olmaz ya bu da onun gibi. girince alışıyorsun da girene kadar sıkıntı :)
Ütüyle mücadele ve sabah erken kalkacak olmanın stresi..
şımarıklık olarak gelir hep bana.
çalışma da tatil de kaçınılmaz gerçekler. tatil güzeldir ama her güzel şey gibi biter. hatta güzelliği biraz da bitecek olmasındandır. tatil bitince doğal olarak çalışma başlar. ironik bir şekilde işe başlarken (pazartesi, eylül vs.) daha çok zorlananlar tatilde daha fazla eğlenip dağıtanlardır