#1
Manifest grubunun dikkat çeken isimlerinden Lidya Pınar’ın, henüz 19 yaşındayken ağır hastalanan halasına karaciğerinden parça bağışladığını açıklamasıdır.
Lidya’nın anlattığına göre olay üniversitenin ilk yılında yaşandı. Doktorlar halasının acilen karaciğer nakli olması gerektiğini söyledi, ailedeki kişiler doku uyumu için test verdi ve uygun donör Lidya çıktı. Halası, genç yaşta büyük bir ameliyat geçirmesini ve ömür boyu vücudunda iz kalmasını istemedi; Lidya ise fazla düşünmeden ameliyatı kabul etti.
Sahne kostümlerinde zaman zaman görülen karın bölgesindeki büyük ameliyat izinin nedeni de bu nakil operasyonu. Lidya, izi hiçbir zaman dert etmediğini, çocukluğundan beri elinde, bileğinde ve çenesinde farklı yara izleri bulunduğunu söyleyerek “Ben zaten yara bere içinde büyüdüm” sözleriyle yaşadığı süreci anlattı.
Burada “karaciğerini verdi” denilirken organın tamamını değil, canlı vericiden alınabilen bir bölümünü bağışladığı anlaşılmalı. Karaciğerin kendini yenileyebilme özelliği böyle nakilleri mümkün kılıyor; ancak verici açısından da ciddi ameliyat, iyileşme süreci ve kalıcı iz anlamına geliyor.
İnsanların sahnedeki bir kadının kilosunu, kıyafetini ve vücudundaki izi didik didik ettiği ortamda, o izin arkasından böyle bir hikâye çıkması tokat gibi. Bazıları bedenindeki küçücük kusuru saklamak için filtre üstüne filtre basarken, Lidya hayat kurtaran ameliyat izini saklama ihtiyacı bile duymamış.
o iz estetik bir kusur değil, bir insanın hayatta kalmasına yardım eden kararın vücutta kalan imzasıdır. Sahne ışığında parlayan herkes yıldız olabilir; 19 yaşında ameliyat masasına yatıp ciğerinden parça veren herkes olamaz.