#1
insanın içinden bir odanın ışığının sonsuza kadar kapanması gibi bir şeydir. felç geçiren anneyi kaybetmek sadece ölümle yüzleşmek değildir; önce annenin yavaş yavaş eski halinden uzaklaşmasına, sesinin azalmasına, bedeninin yorulmasına, bakışlarının başka bir yere gitmesine şahit olmaktır.
bir insan annesini bir anda kaybettiğinde başka türlü yanar, uzun hastalık sürecinden sonra kaybettiğinde başka türlü. çünkü o süreçte hem umut edersin hem korkarsın. bir gün iyi olacak sanırsın, ertesi gün en küçük değişiklikte kalbin ağzına gelir. hastane kokusu, ilaç saatleri, doktor cümleleri, “bugün biraz daha iyi mi” diye yüzüne bakmalar insanın içine kazınır.
ve sonra kaybedince tuhaf bir boşluk kalır. üzülürsün ama bazen rahatladığın için de suçluluk duyarsın; çünkü onun artık acı çekmediğini bilmekle, artık hiç yanında olmayacağını bilmek aynı anda insanın göğsüne oturur.
anne ölünce insan büyümüyor aslında; çocuk kaldığı yerden sessizleşiyor. O kişi benim...