öldükten sonra hiçliğin olma ihtimali, insanın ölümden sonra bir bilinç, ruh, ahiret, yeniden doğuş ya da başka bir varoluş biçimi yerine tamamen yoklukla karşılaşabileceği düşüncesidir. en sade haliyle “doğmadan önce neysen, öldükten sonra da o olacaksın” fikrine dayanır. insanı hem korkutan hem de garip biçimde rahatlatabilen bir ihtimaldir.
bu düşünceye göre ölüm, karanlık bir odada sonsuza kadar beklemek değildir; çünkü bekleyecek bir “ben” de kalmaz. zaman geçmez, sıkıntı olmaz, pişmanlık duyulmaz, özlem çekilmez. nasıl doğmadan önce milyarlarca yıl boyunca bundan rahatsız olmadıysak, öldükten sonra da rahatsız olacak bir bilinç olmayacağı varsayılır. korkutucu tarafı insanın kendini kaybetmesi; teselli tarafı ise acının, korkunun ve yorgunluğun da bitmesidir.
insanın buna direnmesi çok normaldir. çünkü zihin kendi yokluğunu düşünmekte zorlanır; hep bir izleyici, bir devam, bir perde arkası hayal eder. dinler, mitolojiler ve felsefeler de çoğu zaman bu boşluğa cevap arar. hiçlik ihtimali ise en suskun cevaptır: ne ödül vadeder, ne ceza; ne kavuşma sözü verir, ne açıklama. sadece “bilinç biterse, deneyim de biter” der.
belki de bu yüzden ölümden sonra hiçlik fikri sadece ölümle ilgili değil, yaşamakla da ilgilidir. eğer sonrası yoksa, bu taraf daha kıymetli hale gelir. söylenmeyen söz, ertelenen hayat, görülmeyen yer, sevilmeyen insan, affedilmeyen kırgınlık bir anda daha ağır görünür. hiçlik ihtimali, insanı umutsuzluğa da sürükleyebilir; ama tersinden bakınca “madem sonsuz değiliz, bari şu kısa aralığı gerçekten yaşayalım” duygusunu da doğurabilir.
(bkz: ölüm) (bkz: hiçlik)
(bkz: ölümden sonra yaşam) (bkz: bilinç)