#1
ete dokunamıyorum. bunu söyleyince insanlar genelde “abartma ya” diye bakıyor ama mesele naz yapmak değil. Çiğ etin o soğuk, kaygan, ağır hissi var ya; insanın eline değdiği an sanki bütün iştahı, bütün mutfak hevesi gidiyor.
yemek yapmayı seviyorum aslında. soğan doğrarım, sebze ayıklarım, hamur yoğururum, bulaşık bile yıkarım; ama iş çiğ ete gelince elim geri çekiliyor. Poşetin içinden çıkarmak, yıkamak, kesmek, tavaya atmak bile başlı başına psikolojik sınav gibi. Eldiven takınca biraz idare ediyorum ama yine de o görüntü ve koku bir yerden yakalıyor insanı.
bu et sevmemek de değil tam olarak. pişmişini yiyen biri de çiğ haline dokunamayabilir. Çünkü orada mesele tat değil, temas. Bazı insanlar pamuk sesine dayanamaz, bazıları tebeşir hissinden rahatsız olur; benimki de çiğ etle olan tuhaf mesafe.
ete dokunamıyorum demek, “nazlıyım” demek değil. Bazen insanın midesi değil, eli kabul etmiyor. Mutfakta herkesin bir zayıf noktası varsa, benimki de buzdolabından çıkan o soğuk kırmızı paketin ta kendisi.