günümüzün 20 yaş erkeği, yarım asır öncesine kıyaslarsak 60 yaş erkeğinin testosteron düzeyine düşmüş. o derin içgüdünün kaynağına inersek sebep-sonuç-çözüm haritası kendiliğinden sökün eder diye düşünüyorum.
kadın peşinden koşmak diye bir şey yok. iş yerinde, sokakta, kafede denk gelirsin. muhabbet tutarsa tutar. tutmazsa yoluna bakarsın. gidip de koşmaya kimsenin enerjisi de yok, isteği de yok. oldurmaya gerek de yok.
Sosyal medyanın etkisiyle iyice boktan bir hal almış olan ilişki dinamiklerini düşününce bir erkek kadının peşinden koşsa bir dert koşmasa bir dert. Toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan kitlenin de bundan şikayetçi olup kovalanmayı beklemesi de gariptir.
ben hala kosuyom bu arada ya, mecburi değil zzzorunlu.
Hayatımıza birini aldıktan sonra, çoğu zaman onunla birlikte beklemediğimiz bir duygusal yük (emotional baggage) de hayatımıza giriyor. Geçmiş ilişkilerinde yaşadığı kötü deneyimler, farkında olmadan yeni ilişkiye yansıyor. Bunun sonucunda ise belki de çok güzel bir yere evrilebilecek bir ilişki, daha başlamadan yıpranıyor ve bazen tamamen bitiyor. Bu yüzden de artık birinin peşinden koşma düşüncesi, yaşanabilecek bu olumsuzlukları düşündükçe içimde giderek yok oluyor.
Ekonomi buna musade etmiyor. Fabrika veya herhangi bir iş. Hayatta kalmak için çalışman gerekiyor. Yoruluyorsun bir süre sonra sadece ev iş uyku ile geçmeye başlıyor zaman.
Çekim var ise erkekte o alana girer, kadında.
Beni
sevmeyen bana değer vermeyen bir kadının veya kadınların peşinden koşmak ahmaklıktır.