#1
Türkiye’deki seri katiller, farklı yıllarda birden fazla kişiyi öldüren ve kamuoyunda lakaplarıyla da bilinen suç failleridir. Bu liste, Türkiye suç tarihinde en çok bilinen seri katil dosyalarını, yaptıkları eylemleri ve kamuya açık kaynaklardaki son durumlarını özetler.
Yavuz Yapıcıoğlu, “tornavidalı katil” olarak bilinen ve Türkiye’nin en çok kurbanı olduğu belirtilen seri katillerinden biridir. 1990’lar ve 2000’lerin başında çoğu İstanbul ve çevresinde olmak üzere çok sayıda kişiyi öldürdüğü kayıtlara geçti. Polis kayıtlarına göre en az 18 cinayetten sorumlu tutuldu, bazı tanık ve aile anlatımlarında bu sayının daha yüksek olduğu iddia edildi. Son durumda 40 yıl hapis cezasına çarptırıldığı belirtilmektedir.
Hamdi Kayapınar, “Avcı” lakabıyla bilinen Kayseri merkezli seri katildir. İlk cinayetini çocuk yaşta işledi; daha sonra farklı dönemlerde toplam 8 kişiyi öldürdüğü kayıtlara geçti. 2002’de uzun hapis cezası aldı, 2017’de denetimli serbestlikle çıktı, 2018’de yeniden cinayet işlediği gerekçesiyle yakalanıp suçunu kabul etti. Son durumda yeniden cezaevinde olduğu kabul edilmektedir.
Atalay Filiz, 2010’lu yıllarda Türkiye’nin en çok konuşulan seri cinayet dosyalarından birinin failidir. Ankara’da ve İstanbul Tuzla’da işlenen cinayetlerle gündeme geldi; uzun süre kaçtıktan sonra 2016’da İzmir Menderes’te yakalandı. En az 3 cinayetten sorumlu tutuldu, Fransa’daki eski kız arkadaşının kaybolmasıyla da ilişkilendirildi. Son durumda müebbet hapis cezasıyla cezaevindedir.
Orhan Aksoy, “kolici katil” olarak bilinen ve 2000-2001 yıllarında İstanbul çevresinde 5 kişiyi öldüren seri katildir. Kurbanlarını boğarak öldürdüğü ve cesetleri kutulara/kolilere koyarak farklı yerlere bıraktığı için bu lakapla anıldı. 2004 yılında 5 kez müebbet hapis cezası aldı. Son durumda cezaevindedir.
Süleyman Aktaş, “çivici katil” olarak bilinen ve 1986-1994 arasında 5 kişiyi öldüren faildir. Cinayetlerinden sonra akıl sağlığı değerlendirmeleriyle uzun süre ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde tutuldu. Özellikle kurbanlarına yönelik çivi kullanımı nedeniyle Türkiye suç tarihinde en ürkütücü dosyalardan biri olarak anılır. Son durumda kamuya açık kaynaklarda ruh sağlığı kurumu ve güvenlikli gözetim geçmişiyle geçmektedir.
Ali Kaya, “bebek yüzlü katil” lakabıyla bilinen ve 10 cinayetle ilişkilendirilen seri katildir. 1990’lardan itibaren farklı suçlar ve cinayetlerle gündeme geldi. Dosyasında hem hapis hem de psikiyatrik değerlendirme süreçleri yer aldı. Son durum bilgisi açık kaynaklarda diğer dosyalar kadar net değildir; ancak Türkiye seri katilleri listelerinde psikiyatrik gözetim ve ceza süreçleriyle anılmaktadır.
Özkan Zengin, “kuyucu katil” olarak bilinen ve özellikle eşcinsel erkekleri hedef alan seri katildir. 2008’de birden fazla kişiyi öldürdüğü, bazı kurbanları kuyuya attığı ve para da çaldığı kayıtlara geçti. En az 3 cinayetten hüküm giydiği, bazı kaynaklarda 5 kişiyi öldürdüğünü itiraf ettiği belirtilir. Son durumda müebbet hapis cezası almıştır.
Seyit Ahmet Demirci, “mobilyacı katili” olarak bilinen ve 1998 yılında İstanbul’da 3 mobilyacıyı öldüren seri katildir. Kurbanlarını rastgele seçtiği, geçmiş travmaları nedeniyle mobilyacılara yönelik takıntı geliştirdiği anlatılır. Dönemin hukuk sistemi içinde ölüm cezasına çarptırıldığı belirtilmiştir; Türkiye’de ölüm cezasının kaldırılması sonrası dosyanın güncel infaz ayrıntısı kamuya açık kaynaklarda net değildir.
Yiğit Bekçe ve Mehmet Karahasan, “otoban katilleri” olarak bilinen ve 2006’da 52 saat içinde 6 şehirde 7 kişiyi öldüren ikilidir. Teknik olarak klasik seri katilden çok “spree killer” yani kısa sürede zincirleme cinayet işleyen fail grubuna girerler, ancak Türkiye’de seri katiller başlıklarında sıkça anılırlar. 2011’de ikisi de 5’er kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Son durumda cezaevindedirler.
Kısacası Türkiye’deki seri katil dosyaları sadece tek tek suç hikâyeleri değil; ruh sağlığı sistemi, ceza infazı, denetimli serbestlik, polis takibi ve toplum güvenliği açısından da ağır dersler içeren dosyalardır. Bu isimleri merak unsuru olarak değil, “erken fark edilmeyen şiddet eğilimi nelere dönüşebilir” sorusunun karanlık örnekleri olarak okumak gerekir.