#1
Türkiye, çekirge çeşitliliği bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Anadolu’da yalnızca kısa antenli çekirgelerin yaklaşık 300 türü bulunur ve bunların önemli bir bölümü endemiktir. Ancak her çekirge tarım zararlısı değildir. Tarım ve Orman Bakanlığına göre Türkiye’de ekonomik zarar oluşturan yaklaşık 10 çekirge türü ve tür grubu bulunuyor. Bilimsel araştırma, Tarım ve Orman Bakanlığı
Türkiye’de görülen başlıca yerel çekirge türleri ve zararları şunlardır:
Fas çekirgesi (Dociostaurus maroccanus): Türkiye’de sürü oluşturabilen en önemli zararlı çekirgelerden biridir. Hububat, baklagil, sebze, meyve fidanı ve mera bitkilerini yer. Yoğunlaştığında tarladaki yeşil dokuyu kısa sürede tüketerek ciddi ürün kaybına yol açabilir. Özellikle Ege, Marmara ve Karadeniz bölgelerinde görülür.
Madrap çekirgesi (Locusta migratoria): Göçmen çekirge olarak da bilinir. Sulak alanlar, çeltik sahaları ve nehir ovalarında çoğalır. Çeltik, mısır, buğday, arpa ve mera otlarıyla beslenir. Yoğun popülasyonlarda sürü oluşturup başka tarım alanlarına geçebilir. İzmir Menemen Ovası’nda yerleşik popülasyonu bilimsel çalışmalara konu olmuştur. (TÜBİTAK araştırması)
İtalyan çekirgesi (Calliptamus italicus): Türkiye’nin hemen her bölgesinde görülebilir. Kurak araziler, bozkırlar ve meralarda çoğaldıktan sonra ekili alanlara geçer. Hububat, ayçiçeği, baklagiller, sebzeler ve genç bitki sürgünlerinde zarar oluşturur. Sayısı arttığında yerel sürüler halinde hareket edebilir.
Güdük çekirge (Pararcyptera labiata): Daha çok bozkır, yüksek ova ve meralarda yaşayan yerel bir türdür. Otlar, tahıllar ve genç bitkilerle beslenir. Normal yoğunlukta büyük bir tehdit oluşturmaz; ancak meralarda aşırı çoğaldığında hayvanların yiyeceği otları azaltır ve çevredeki ekili alanlara yayılabilir.
Yeşil çekirgeler (Isophya ve Poecilimon türleri): Çayır, mera, bağ, bahçe ve orman kenarlarında görülür. Yaprakları, tomurcukları, çiçekleri ve genç sürgünleri yerler. Bağlarda, meyve fidanlarında ve sebzelerde bölgesel zarar oluşturabilirler. Bu gruplardaki her tür zararlı değildir; Türkiye’ye özgü ve korunması gereken çok sayıda endemik tür de bulunur.
Kılıçlı çekirge (Platycleis intermedia): Uzun yumurta bırakma organıyla tanınan iri bir yeşil çekirge türüdür. Otlar, tahıllar ve küçük böceklerle beslenebilir. Yoğun olduğu alanlarda genç bitkilerin yaprak ve sürgünlerine zarar verse de genellikle Fas veya madrap çekirgesi gibi büyük sürüler oluşturmaz.
Kara çekirge (Melanogryllus desertus): Bilimsel olarak cırcır böceklerine daha yakın olmasına rağmen tarımsal mücadele kayıtlarında çekirgeler arasında değerlendirilir. Yeni çimlenen tohumların kök ve saplarını, bağlardaki körpe sürgünleri, sebze fidelerini, pancar, pamuk ve tütün bitkilerini kemirir.
Dev etçil çekirgeler (Saga türleri): Son dönemde Siirt, Diyarbakır, Batman ve çevre illerde görüntülenen büyük çekirgeler bu gruptadır. Anadolu’da dokuz Saga türü bulunur. Bunlar bitkileri sürü halinde yiyen tarım zararlıları değil; başka çekirge ve böcekleri avlayan yırtıcı türlerdir. Büyük ve ürkütücü görünmelerine rağmen tarım açısından çoğunlukla faydalıdırlar. (Zootaxa araştırması)
Bilim insanları ayrıca Heteracris pterosticha, Notostaurus anatolicus, Oedipoda miniata ve Oedipoda schochii gibi Anadolu türlerinin de sıcaklık ve kuraklıkla birlikte aşırı çoğalma ihtimaline karşı izlenmesi gerektiğini belirtiyor.
Çekirgelerin temel zararı yaprakları yemek, genç sapları kesmek, tomurcuk ve meyveleri kemirmek ve meralardaki otları tüketmektir. Gerçek tehlike tek bir iri çekirge değil, aynı bölgede binlerce veya milyonlarca otçul çekirgenin ortaya çıkmasıdır. Bu nedenle türü belirlemeden görülen her çekirgeyi zararlı kabul etmek ve rastgele ilaçlama yapmak hem yanlış hem de doğal denge açısından tehlikelidir.