#1

Şener Şenin anlatımıyla;
🔸 “Zeytinburnu’nda gecekonduda büyüdüm. Ne iş bulursak yapıyor, ayakta kalmaya çalışıyorduk. Gençliğim tam anlamıyla bir ‘survivor’ hikâyesiydi.”
🔸 “20-21 yaşlarındayken taksi şoförlüğü ve iplik fabrikasında işçilik yaptım. O yıllarda gördüğüm insanlar, daha sonra oynadığım birçok karaktere kaynak oldu.”
🔸 “Muş’un köylerinde öğretmenlik yaptım. Tek başıma kaldığım o dönemde hayatımı düşündüm ve asıl yapmak istediğim işin oyunculuk olduğuna karar verip istifa ettim.”
🔸 “Yoksulluk içinde büyüdüğümüz için zorluklardan korkmayı öğrenmedik. ‘Bunu yapamam’ diye bir şey yoktu; yapılması gerekiyorsa yapardık.”
🔸 “Bu yüzden yedi yıl film çekmeden bekleyebildim. Her yıl iki film ya da birkaç dizi yapıp daha fazla para kazanmayı düşünmedim; kötü bir işte oynarsam mutlu olmam.”
🔸 “Yedi yılda yaklaşık 50 senaryo okudum ama hiçbirini çekilecek düzeyde bulmadım.
🔸 “Yavuz Turgul’la sürekli çalışmamın sebebi birbirimize mecbur olmamız değil. Keşke onun kalitesinde 5-10 senarist daha olsa da bu kadar uzun süre film beklemek zorunda kalmasam.”
🔸 “Sinemada esas olan senaryodur. Robert De Niro’yu, Al Pacino’yu ve dünyanın en iyi oyuncularını bir araya getirseniz bile iyi bir senaryo yoksa ortaya iyi bir film çıkmaz.”
🔸 “Ertem Eğilmez’den senaryonun ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Senaryo konusunda bu kadar ısrarcı olmam, Arzu Film ekolünde yetişmemden geliyor.”
🔸 “Kemal Sunal’ın işi benden daha zordu. Çünkü o gerçek bir stardı; insanlar senaryoya bakmadan, yalnızca onun adını görüp filme gidiyordu.”
🔸 “Kemal Sunal’ın canlandırdığı ‘Şaban’, ‘Salako’ gibi karakterler zamanla üzerine yapıştı. İnsanlar sokakta ona bu isimlerle sesleniyordu ama Kemal, oynadığı karakterlerin kendisi değildi ve bundan rahatsız oluyordu.”
🔸 “Ben aynı durumun başıma gelmemesi için ‘Namuslu’yla büyük bir risk aldım. O değişimi yapmasaydım insanlar bugün bana hâlâ ‘Bilo’ ya da ‘Banker Maho’ diye seslenebilirdi.”
🔸 “Oyunculukta tek bir tipe sıkışmak istemedim. Badi Ekrem’i de, Maho’yu da oynadım ama Muhsin Bey’i ve Eşkıya’yı da oynamak istiyordum.”
🔸 “Şöhret beni günlük hayattan koparmadı. Metroya biniyorum, sokakta sıradan bir vatandaş gibi dolaşıyorum. Halkın içinden geldiğim için ‘Şener Şen’ adı beni çok fazla etkilemiyor.”
🔸 “İstesem çok lüks bir hayat yaşayabilir, Manhattan’da daire alabilir, her gece medyatik yerlerde gezebilirim. Ama böyle bir hayatın içimdeki saflığı ve oyunculuk heyecanını yok edeceğini düşünüyorum.”
🔸 “Dostlukta tek taraflı ilişkiye inanmıyorum. Sen bir insan için üzülüyorsan, onun da senin için üzülebilmesi gerekir. Bu yüzden birkaç sıkı dost bana yetiyor.”
🔸 “Nuri Bilge Ceylan’ın sinemasını kişisel olarak sevmiyorum ama onu eleştirmeye de hakkım olduğunu düşünmüyorum. Çünkü kendi tarzını bütün dünyaya kabul ettirmiş bir yönetmen.”
🔸 “Eski filmlerimizde aile, dostluk ve mahalle ilişkileri daha güçlüydü. Bugün insanların o filmleri hâlâ izlemesinin nedeni de aslında özlemini duydukları bu değerleri orada görmeleri.”
🔸 “Yeni dünyanın değerleri insanı iyilikten uzaklaştırıyor. İnsanlara ‘Bir ilişkiden çıkarın varsa gir, yoksa girme’ anlayışı empoze ediliyor.”
🔸"Metroya bindiğim zaman omuzlarım diğer insanlar gibi çökük, onlar kadar yorgunum. Beden diliniz halka ait olunca fark edilmiyorsunuz."
🔸 “Beni yıllarca kötü projelerden uzak tutan şey, seyirciyle aramda oluşan görünmez bağ. İnsanlar ‘Bakalım şimdi ne yapacak?’ diye bekliyorsa onlara karşı sorumluluğum var.”