#1
Prof. Dr. Oytun Erbaş’ın “Kadınlar cinsel beraberlik yaşadıkları erkeklerin sperm DNA’sını taşır; 20 erkekle beraber olan bir kadının 21’inci erkekten doğan çocuğu önceki 20 erkeğin karışımı olabilir” şeklindeki açıklamasıdır.
Erbaş bu sözleri 2025 yılında yayımlanan Bizi Tırmalayanlar programında söyledi.
Peki Oytun Erbaş’ın iddiası doğru mu? Hayır. İnsanlarda bir çocuğun çekirdek DNA’sının yarısı annedeki yumurtadan, diğer yarısı ise o yumurtayı dölleyen spermden gelir. Kadının daha önce birlikte olduğu erkeklerin DNA’sı yumurtaya eklenerek sonraki çocuğun genomuna karışmaz. İnsan genetiğinde “21’inci erkekten doğan çocuk önceki 20 erkeğin karışımı olabilir” diye bir mekanizma bulunmuyor. (ABD Ulusal İnsan Genomu Araştırma Enstitüsü)
Sperm hücreleri de kadın vücudunda yıllarca beklemez. Uygun koşullarda kadın üreme sisteminde yaklaşık beş güne kadar yaşayabilir. Döllenme gerçekleşmezse parçalanır ve ortadan kaldırılır. Önceki ilişkilerden kalan spermlerin yıllar sonra yumurtaya girip başka bir erkeğin çocuğuna gen aktarması mümkün değildir. (ABD Ulusal Çocuk Sağlığı ve İnsan Gelişimi Enstitüsü)
Bu iddiada sıkça mikrokimerizm kavramı çarpıtılıyor. Mikrokimerizm, bir insanın vücudunda genetik olarak farklı az sayıda hücrenin bulunmasıdır. Kadınlarda erkek DNA’sı taşıyan hücreler çoğunlukla daha önceki erkek fetüs gebeliği, düşük, kaybolan ikiz, kan nakli veya anne üzerinden gerçekleşen hücre aktarımıyla açıklanır. Bazı eski araştırmalarda cinsel ilişki yalnızca muhtemel kaynaklardan biri olarak sıralanmıştır; bunun kanıtlandığı anlamına gelmez. Üstelik kadında birkaç yabancı hücrenin bulunmasıyla bu hücrelerin sonraki çocuğun DNA’sına karışması tamamen farklı şeylerdir. Birincisi belirli durumlarda görülebilir, ikincisini destekleyen insan verisi yoktur. (PubMed araştırması)
Erbaş’ın dayanak olarak kullandığı çalışma ise insanlar üzerinde değil, Telostylinus angusticollis adlı bir sinek türü üzerinde yapılmıştır. Araştırmada ilk erkeğin beslenme durumunun, ikinci erkeğin döllediği yavruların vücut büyüklüğünü genetik olmayan bir yolla etkileyebildiği görülmüştür. Yavruların genetik babası yine ikinci erkektir; ilk erkeğin DNA’sının yavruya karıştığı gösterilmemiştir. Bir sinek türündeki genetik olmayan gelişimsel etkiyi alıp “Kadının eski sevgililerinin genleri sonraki çocuğa geçer” sonucuna çevirmek bilim değil, çalışmayı çarpıtmaktır. (Ecology Letters araştırması)
Bu düşüncenin adı telegonidir. Dişinin önceki eşlerinin daha sonraki yavrulara genetik özellik aktarabileceğini ileri süren, modern genetik öncesinden kalma ve insanlarda kanıtlanmamış bir görüştür.
Kısacası Oytun Erbaş’ın “Çocuk önceki 20 erkeğin karışımı olabilir” sözü yanlış bilgidir. Bilimsel ihtimalmiş gibi yumuşatılacak bir tarafı da yoktur; mevcut insan genetiği bilgisine göre düpedüz saçmalıktır. Hele profesör unvanı taşıyan bir doktorun, sinek deneyini insanlara uyarlayıp kanıtlanmamış bir iddiayı “Bu bir gerçek” diyerek sunması bir doktora yakışmaz. Bu tür açıklamalar yalnızca insanları yanlış bilgilendirmiyor; kadınların cinsel geçmişi üzerinden üretilen utandırma ve babalık şüphesi gibi ilkel söylemlere de sahte bir bilim görüntüsü kazandırıyor.