#1
İlber Ortaylı denince akla sadece tarih anlatan bir akademisyen değil, tarihi sıkıcı bir ders olmaktan çıkarıp memleket gündeminin ortasına taşıyan bir isim gelir. Osmanlı tarihi, Cumhuriyet dönemi, şehir kültürü, devlet geleneği ve eğitim üzerine yaptığı yorumlarla geniş kitleler tarafından tanınmıştır.
Onu farklı yapan şey, bilgiyi sadece kronolojik olay dizisi gibi anlatmaması; tarih, coğrafya, dil, kültür ve insan davranışını aynı potada eritmesidir. Bir konuyu anlatırken bazen Osmanlı arşivinden girer, Roma’dan çıkar, Balkanlar’a uğrar, sonra bugünkü Türkiye’ye bağlar. Dinleyen de “ben ne ara bu kadar şey öğrendim” diye kalır.
İlber Ortaylı’nın üslubu da en az bilgisi kadar meşhurdur. Serttir, doğrudandır, bazen azarlar gibi konuşur ama bu tavrın arkasında ciddi bir okuma, birikim ve kültür disiplini vardır. Bu yüzden seveni de çoktur, “fazla keskin konuşuyor” diyen de.
Kısacası İlber Ortaylı, Türkiye’de tarihin popülerleşmesinde büyük payı olan, kitaplarıyla, programlarıyla ve kendine özgü anlatımıyla hafızaya kazınmış bir tarihçidir. Onu dinlemek bazen tarih dersi, bazen kültür turu, bazen de “az okuyun kardeşim” uyarısı gibidir.