#1
Çekirgelerin görülmesi tek başına kıtlığın habercisi değildir; ancak milyonlarca çekirgeden oluşan sürülerin tarım bölgelerine yayılması ciddi ürün kaybının ve gıda sıkıntısının başlangıcı olabilir.
Çekirge sürüleri buğday, arpa, mısır, pirinç, sebze, meyve, mera otu ve hayvan yemleri dahil önlerine çıkan bitkileri tüketebilir. Bir çekirge küçük görünür fakat sayı milyonlara ulaştığında ortaya çıkan zarar devasa olur. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütüne göre bir kilometrekarelik çöl çekirgesi sürüsünde 40 ila 80 milyon çekirge bulunabilir ve bu sürü bir günde yaklaşık 35 bin insanın tüketeceği miktarda yiyecek yiyebilir.
Tarih boyunca çekirge istilalarının kıtlıkla birlikte anılmasının nedeni budur. Sürülerin ekili alanları yok etmesi yalnızca o yılın hasadını azaltmaz; hayvanların beslendiği meraları, çiftçinin gelecek yıl kullanacağı tohumu ve bölgedeki gıda stoklarını da tüketir. Ürün azalınca fiyatlar yükselir, hayvancılık zarar görür ve zaten yoksul olan bölgelerde açlık tehlikesi başlar.
Türkiye’de 2026 yazında farklı illerde görülen çekirge yoğunluğu bu nedenle hafife alınmamalıdır. İstanbul ve İzmir’de yerleşim alanlarına kadar gelen çekirgeler, Şırnak’taki büyük sürüler, Hakkari’de meyve ağaçlarına yayılan çekirgeler ve bazı illerde başlatılan ilaçlama çalışmaları gerçek bir uyarı işaretidir.
Kısacası çekirgeler doğrudan kıtlık getirmez; kontrol edilemeyen büyük sürüler tarım ürünlerini yok ederek kıtlığa giden yolu açabilir. Birkaç çekirge doğa olayıdır, milyonlarca çekirgenin aynı anda tarlalara inmesi ise gıda güvenliği sorunudur.