#1
İran’ın 17 Temmuz 2026’da Ürdün’de bulunan ABD ve ortak kuvvetlerine balistik füze ve insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırıdır. El-Ezrak bölgesindeki Muvaffak el-Salti Hava Üssü’nü hedef alan saldırıda iki Amerikan askeri öldü, bir asker kayboldu. Hastaneye kaldırılan dört asker ise tedavilerinin ardından taburcu edildi.
Saldırının dikkat çeken tarafı, İran’ın çok sayıda füze fırlatmasından ziyade bazı füzelerin hava savunma sistemlerinin önleme hattını geçebilmesiydi. ABD’li yetkililerin değerlendirmesine göre İran, çatışma boyunca Amerikan ve Ürdün hava savunmasının çalışma düzenini gözlemledi; füze ve dronları birlikte kullanarak sistemdeki boşlukları zorlamaya başladı.
İran’ın kullandığı yeni nesil füzelerin yüksek hızın yanında uçuş sırasında rota değiştirebildiği belirtiliyor. Manevra yapan bir füze, Patriot ve benzeri hava savunma sistemlerinin önceden hesapladığı buluşma noktasını değiştirerek önleyici füzenin boşa gitmesine neden olabiliyor. Aynı anda dron ve balistik füze gönderilmesi de radarların ve savunma bataryalarının işini daha zor hale getiriyor.
Bu durum Ürdün hava savunmasının tamamen etkisiz kaldığı anlamına gelmiyor. Ürdün ordusu 16 Temmuz’da sekiz, 17 Temmuz sabahında ise üç İran füzesinin düşürüldüğünü açıkladı. Ancak saldırıların tamamı durdurulamadı ve en az bir füze ya da mühimmat üs bölgesine ulaşarak Amerikan askerlerinin ölümüne yol açtı.
Washington’ın asıl araştırdığı konu, İran’ın kısa sürede artan hedefleme ve manevra kabiliyetidir. Çin veya Rusya’nın İran’a uydu görüntüsü, hedef bilgisi ya da teknik destek sağlamış olabileceği değerlendiriliyor; fakat bunu kanıtlayan somut bir belge henüz açıklanmadı.
Saldırının ardından ABD, İran Devrim Muhafızlarıyla bağlantılı hava savunma tesislerini, kıyı gözetleme noktalarını, füze ve dron depolarını vurdu. Böylece Ürdün’deki saldırı tek gecelik bir olay olarak kalmadı; çöken geçici ateşkesin ardından ABD ile İran arasındaki çatışmayı yeniden genişleten dönüm noktalarından birine dönüştü.
İran’ın “yeni kozu” yalnızca hızlı bir füze değil; manevra kabiliyeti, farklı silahları aynı anda kullanması ve Amerikan savunma düzeninden öğrendiklerini yeni saldırılara uyarlamasıdır. İki Amerikan askerinin ölmesi de bu yöntemin teoride kalmadığını, sahada sonuç verdiğini gösterdi.